Son Dakika
19 Haziran 2019 Çarşamba

16 Ağustos 2017 Çarşamba, 11:50
Özlem Kurttepeli Hürcan
Özlem Kurttepeli Hürcan kardiselmam@hotmail.com Tüm Yazılar

ATATÜRK’Ü ANLAMAK

Zordur,çok zordur Atatürk’ü anlatan bir yazı yazmak. Değme şair olsan uygun kelimeleri bulmakta zorlanırsın. Sen acaba nereden başlasam diye düşünürken, elinde ki kalem  mevzu bahis Atatürk olunca bir asker gibi hazırola geçer. Hadi elinde bir cephane dolusu malzeme var, gönder bana ateş edeyim der gibi bakar sana.

Sen hangi yönünden başlayayım,hangi mucizesini anlatayım derken kendini denizin ortasında kürekleri olmayan bir sandalda buluverirsin, tam ümidini kesip , ben bu sandalı kıyıya çıkaramam  diye pes edersin ki,yüreğin yavaşça fısıldar sana, sen de bu Ata sevdası varken destan yazarsın sen. Hadi başla bakalım ,göreceksin nehirler gibi akacak kalemin,Beklediğin ilham gelmiştir artık,Seni tutabilene aşk olsun, derin bir nefes alırsın,ciğerlerine kadar çekersin o sevdanın kokusunu ve sonra başlarsın yazmaya.

Atatürk

Allahın Türk milleti için gönderdiği en büyük mucize

Atatürk dünyada hiç bir millete nasip olmamış en yiğit lider,

Neden mucize,neden en büyük lider

Bu topraklar üstünde doğduysan eğer ,önce annene babana sonra Atatürk’e açarsın gözünü. O artık senin supermanindir,Seni bütün kötülüklerden koruyacak,her yardım istediğinde uçarak seni kurtarmaya gelecektir,

Okul çağın gelip de,okuma yazma öğrenmeye başladığında artık supermanin kitaplardadır.

Atatürk kaç yılında doğdu,ne zaman öldü,annesi kimdi,babası kimdi,kazandığı savaşlar,yaptığı devrimler nelerdi,vs vs vs,,anlatılır da anlatılır,Bildiğimiz

EZBERLİ EĞİTİM

Elbette ki bunlar gerekli konulardır,Atatürkün hayatını herkesin bilmesi gerekmektedir ama Atatürk tarih derslerinde bir konudan ibaret olmamalıdır,Atatürk tek başına ezberci eğitimden uzak bir ders olmalıdır ve bu dersler sohbet şeklinde yapılmalıdır,her yıl aynı bilgileri defalarca ezberlettirmenin kime neye faydası vardı ki

Atatürk olmak ne demektir,Atatürkün bilinmeyenleri nelerdir,Atatürk neyi neden yapmıştır,tabulaştırmak yerine bunların cevaplarını verebilmek önemlidir ki Atatürkün hiç bir konuda hata yapmadığını herkes bilmelidir,bu konuda anneler babalar kadar öğretmenler de suçludur(bunu yapanları tenzi ediyorum)

Mesela Atatürkün annesinin cenazesine gitmemesi defalarca konuşulmuş ve aleyhine kullanılmıştır

Evet Ataürk annesinin ,hayatta taparcasına sevdiği tek insanın cenazesine gitmemiştir,peki neden gitmemiştir,

‘Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk’ün Annesi Zübeyde Hanım, Cemil Sönmez, 2. Baskı Ankara 1998, ISBN: 975-16-0942-9. Sayfa: 103-104 ‘ kaynağından aldığım bilgiyi aynen sizinle paylaşıyorum

 

ACI BİR RÜYA

Gün ağarmadan az önce Gazi, Ali’yi çağırmış;

“.. Bir haber var mı?” diye sormuştu. Ali’de

“.. Şifre geldi ama çözülmedi.” demişti. Mustafa Kemal emir Çavuşu Ali’ye hüzünle baktı:

“.. Annemin öldüğünü biliyorum.” dedi. “Bir rüya gördüm, yeşil tarlalarla annemle dolaşıyordum. Birden bir fırtına çıktı, Anamı alıp götürdü.”

Deşifre edilmiş telgraf eline verildiği zaman onu okudu gözlerini kapadı, bir an düşündü ve:

“.. İzmir’e gitmiyoruz.” dedi. “Treni İzmit’e çevirsinler.”

16 Ocak 1923 günü akşamı için İzmir’e İstanbul gazeteleri başyazarlarını çağırmıştı. Çok önemli bir basın toplantısı yapacaktı.

Başyaver Salih Bozok tarafından çekilen telgrafta annesinin ölümü üzüntüyle bildiriliyordu. Atatürk, üzüntüsünü telgraf üzerine düşen, ama belli etmemeye çalışan iki damla göz yaşıyla belli etmemeye çalışıyordu…

Zübeyde Hanım, 15 Ocak 1923 günü akşamı hayata gözlerini yummuştu.

O yedi yıl süreyle cepheden cepheye koşan, en güzel günleri karargahlarda, çadırlarda geçen Mustafa Kemal anasının ölüm haberini bir trenin vagonunda almıştı. Onu seven kadın artık arkasında yoktu.

Acılarla, özlemle süren, mutlulukla biten koca bir ömür böyle geçmiş, böyle tükenmişti…

O gün İzmir’de Başkumandanlık Başyaveri Salih Bey’e şu telgrafı yazdırmıştı O:

“Dakika teahhuru

Mucib-i Mes’uliyettir.

Başkumandanlık Seryaveri Salih Bey’e

Verdiğiniz elim haber, beni çok müteessir etti. Merhumenin munasip bir tarzda merasim-i tedfiniyesini ifa ettiriniz. Cenab-ı Hak millete hayat ve selamet versin.”

BaşKumandan

Gazi Mustafa Kemal

Bilmem bu yazı size bir şeyler anlatabiliyor mu,kolay mı hayatta seni seven tek kadın ölüyor ve sen yüreğinde ki yangını iki damlaya sığdırıp vatanın menfaati için o cenazeye gidemiyorsun,gidip de annenle son kere vedalaşamıyorsun,mübarek ellerine sarılıp sondefa kokusunu içine çekemiyorsun,işte bunu da sadece Atatürk yapabilirdi zaten

Atatürk dinsiz midir,bu konuda ki düşünceleri nelerdir

Şimdi kendi ağzından din hakkında ki düşüncelerini aynen yazıyorum

Dinin Lüzumu Konusundaki Görüşleri

“Din lüzumlu bir müessesedir.

Dinsiz milletlerin devamına imkân yoktur.”1 “Din vardır ve lazımdır. Temeli çok sağlam bir dinimiz var. Malzemesi iyi; fakat bina uzun asırlardır ihmale uğramış. Harçlar döküldükçe yeni harç yapıp binayı takviye etmek lüzumu hissedilmemiş. Aksine olarak bir çok yabancı unsur (tefsirler, hurafeler gibi) binayı fazla hırpalamış. Bugün bu binaya dokunulamaz, tamir de edilmez. Ancak zamanla çatlaklar derinleşecek ve sağlam temeller üzerinde yeni bir bina kurmak lüzumu hasıl olacaktır.”2 “Milletimiz, din ve dil gibi kuvvetli iki fazilete maliktir. Bu faziletleri hiçbir kuvvet, milletimizin kalb ve vicdanından çekip alamamıştır ve alamaz.”3 “Bizim dinimiz en makul ve en tabii bir dindir. Ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bir dinin tabii olması için, akla, fenne, ilme ve mantığa tetabuk etmesi lazımdır. Bizim dinimiz bunlara tamamen mutabıktır.” “Türk Milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam, buna da öyle inanıyorum. Şuura aykırı ilerlemeye mani hiç bir şey ihtiva etmiyor…(1923) “Bizim dinimiz milletimize aşağılık, miskin ve hor görülmeyi tavsiye etmez. Aksine Allah’da Peygamber de insanların ve milletlerin yücelik ve şereflerini muhafaza etmelerini emreder.”4Hz. Muhammed (Sav) Hakkındaki Görüşleri Atatürk’ün Hz. Muhammed (sav) hakkındaki görüşlerini bizzat kendisinin çeşitli yerlerde çeşitli nedenlerle söylediği sözlerinden anlamaktayız. Atatürk , Hz. Muhammed’ten saygı ve övgüyle söz etmiştir ve aleyhinde söz edenlere karşı onu her zaman savunmuştur. Atatürk, Hz. Muhammed (sav) hakkında şöyle diyor: “O Allah’ın birinci ve en büyük kuludur. Onun izinden bugün milyonlarca müslüman yürüyor. Benim, senin adın silinir; fakat sonuca kadar o ölümsüzdür.”7 Bir gün Necip Ali O’na: Efendim, Münir Hayri namaz kılar, dedi. En yakın bir dostumun beni bu şekilde takdim ettiğini gören beni sevmeyenler, şimdi kovulacağımı zannederek gülüştüler. Atatürk’le aramızda şu konuşma geçti: -Sahi mi? -Evet, Paşam. -Niçin namaz kılıyorsun? -Namaz kılınca içimde bir huzur ve sükûn hissederim. Atatürk demin gülenlere döndü: -Batmak üzere olan bir gemide bulunsanız, herhalde, yetiş Gazi, demezsiniz; Allah, dersi niz. Bundan tabii ne olabilir Evet yazılanlardan da anlayacağımız gibi Atatürk dinine çok düşkün olduğu kadar  iyi bir din eğitimi almış, inançlı bir insandır. Ailesinden ve okuldan aldığı din eğitimine ilaveten kendisini dini konularda camiide hutbe okuyacak kadar iyi yetiştirmiştir. Türk halkının dinini aslına uygun iyi öğrenmesini istemiştir. Bunun için Kur’an’ı, Hz. Muhammed’in hayatı ve temel din kitaplarını Türkçe olarak yayınlatmıştır. Din Eğitimini önemli görmüş, okullarda yapılmasını istemiştir. Atatürk içki içer miydi,içerdi.Bir gün Atatürke sorarlar,,neden bu kadar içiyorsunuz,ciğerlerinizi mahvedeceksiniz,Önce bir nefes alır,sonra acı dolu gözlerini soran şahsa çevirir,her gün bir evladının ölümüne başka nasıl katlanabilirim ki der,Atatürkü anlatmak,için coştukça coşar da sığdıramazsın o coşkuyu kelimelere,,boğazına kadar dayanır o yıllanmış sevdanın tortusu sen yine de sarhoş olamazsın, nasıl anlatılır ki cihana değen bir sevda,, başından başlasan sonunu getiremezsin,,sonunu getirsen ortasını dolduramazsın .Nice kalemler devirirsin,,nice kağıtlar tüketirsin de,,gene de anlatamazsın yazdıkların ona olan aşkının yüreğndeki kovuğunu bile doldurmaz,,,kolay mı dağların tepesine çıkıp gökkuşağına ellerinle dokunmak,,kolay mı okyanuslardan vurgun yemeden çıkmak, tarihdir ATATÜRK Samsun’dan ayak izleri duyulur hala,Ordular ilk hedefiniz Akdenizdir diye haykıran sesi dalgalanır denizlerden bir lider yoktur ki ,ölümünün üstünden tam 136 yıl geçip de ,her ölüm yıldönümünde halkını hıçkırıklara boğan ,toprak bile kıyamamıştır Atatürke,,bedeninin emanetini alsa da, ruhunu ölümsüz kılmıştır

 

Öyle yüce bir dağdır ki Atatürk,ona ulaşmak imkansızdır,ancak eteklerinden seyredebilirsiniz onu, saltanatı elinin tersiyle itip mucizevi bir mücadelenin emrini veren akla sığmayacak bir lideridir, aslında Atatürk’ü Türkiye sınırları içinde düşünmek mümkün değildir çünkü Atatürk aynı zamanda dünyanın hayran olduğu bir liderdir,ölümünün arkasından bir İtalyan radyosu şöyle anons geçmiştir,

“Sezar, İskender, Napolyon ayağa kalkınız büyüğünüz geliyor…”

 

 

EYYY ULU DAĞLARI DEVİRİP

ÇÖLLERDEN OKYANUSLAR ÇIKARAN ADAM EYYY ATEŞİ ELİYLE TUTUP

VATANIN HARİTASINI ÇİZEN ADAM

NE ZAMAN Kİ ŞU FANİ BEDENİMİZ TOPRAĞA KARIŞIR

BİZ DE O ZAMAN VAZGEÇERİZ SENDEN

 

 

Yorum

  1. Serpil Tuna

    16 Ağustos 2017 at 19:57

    Özlem Hanım, hislerime tercüman olmuşsunuz. Ata’mızdan, vazgeçmek mümkün mü? Sizle gurur duyuyoruz. sabırsızlıkla yeni yazılarınızı bekliyoruz.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Xturk Teması. Tasarım ve Programlama: Moradam